İkinci Bahar: Katy Perry ve Justin Trudeau
İlişkiler, boşanmalar ve ebeveynlik tecrübeleri sonrası, kırklı yaşlarında hala “lisede gibi hissettiren” bir aşk yaşamak… Davos zirvesinden Coachella’ya kadar, beraber oldukları müddetçe sorun yok. Katy Perry ve Justin Trudeau, son yılların en beklenmedik ve takip etmesi keyifli çiftlerinden birini oluşturuyor.
Katy Perry, geçtiğimiz yıl birlikte bir çocuk sahibi olduğu ünlü oyuncu Orlando Bloom ile ilişkisini sona erdirmiş ve beklenenden çok daha düşük bir performans sergileyen yeni bir albüm çıkarmıştı. Media tarafından, “sanatsal gelişim göstermemekle” ya da “zamanını doldurmuş” olmakla eleştirilse de, Katy tüm bu olumsuzluklar ve belki de bunların etkisiyle yeni bir aşka yelken açtı. Pop müziğinin (belki de eski) kraliçesinin yeni sevgilisi ise magazin dünyasında beklenmedik bir isim: Justin Trudeau, eski Kanada başbakanı.

Bu ikilinin en etkileyici yönü, yarattıkları muazzam kontrast. Justin Trudeau, yıllarca takım elbiseleriyle, diplomatik protokollerde global bir diplomasinin parçasıydı. Katy ise, arenaları dolduran, canlı renklerle dolu ve fütüristik bir pop evreninin hakimi. İkili artık birbirlerinin dünyasında yer almanın yollarını arıyor. Katy, Trudeau ile Davos zirvesine katıldığı gibi, bir hafta sonra da Coachella’da birlikte görüntüleniyorlar. Bir sonraki adımlarının ne olacağı ise belirsiz. Bir bakıyorsunuz, Justin ceketini ve kravatını çıkarıp, Katy ile VIP alanda bir konsere gidiyor; müziğe kapılmış bir genç gibi eğleniyor. Ertesi hafta Katy, uluslararası bir vakfın resmi konferansında, Justin’in yanında diplomatik bir zarafetle konuşma yapıyor.
Belki bir iklim zirvesine katılırlar, belki de bir ödül töreninin kırmızı halısında yan yana görüntülenirler. Tek bildiğimiz, Katy Perry’nin açıklamalarına göre “daha önce hiç mutlu olmadıkları kadar mutlu” oldukları.
Katy, Justin hakkında “hayatımın aşkı” diyor. Medyanın, hayatlarının parlak dönemlerinin sona erdiğini öne sürdüğü iki insanın, tüm farklılıklarına rağmen birbirlerine utanmadan ve sıkılmadan bağlanması hayranlık verici. Özellikle bu ilişki, her ikisinin de ayrıcalık ve boşanma sonrası, “geç kalmış” hissi yaratan kırklı yaşlarında olduğundan bu duygu daha da özel.
Liberal bir hayal kırıklığı
Justin Trudeau, bir zamanlar global liberalizmin “kurtarıcı prensi” olarak görülüyordu. Kanada’daki ilk seçim zaferi sırasında, ileri görüşlü ve çevreci politikalarıyla sürekli övülüyordu. Özellikle, büyük zaferinin hemen sonrasında sabahları “işe” bisikletle gitmesi ve gençlerle olan ilişkisi onu uluslararası arenada sevilir biri haline getirmişti.
Katy Perry ise Trump’ın ilk döneminde, demokratların, özellikle o dönemde Trump’ın rakibi olan Hillary Clinton’ın en büyük destekleyicisi olarak öne çıkmıştı.


Trudeau’nun özellikle görevde olduğu dönemde kaybettiği halk desteği ve ekonomik kriz, Katy’nin de kendi çizdiği politik doğrucu çizgiye rağmen bazı isimlerle çalışmaya devam etmesinin etkisiyle her ikisi için de, farklı açılardan “kariyer krizi” durumları ortaya çıkardı. Siyasi ve müzikal alanda, “liberal hayal kırıklıkları” haline dönüştüler. Bunu göz önünde bulundurunca, birliktelikleri daha romantik bir hale geliyor.
Bir yandan da, dünya genelinde hızla yükselen muhafazakâr sağın en büyük korkulu rüyası haline gelen bir çift olmaya devam ediyorlar. Hem yaşları hem de kariyerleri içerisinde yaptıkları hatalar nedeniyle, geri çekilip sessiz bir hayat sürmeleri beklenen bu ikili, kendilerine çizilen senaryonun dışına çıkıyor. Justin Trudeau, alışıldık siyasiler gibi hayatını “eski bir başbakan” olarak sürdürmüyor, Katy de annelik ve ayrılık sonrası “emekli bir pop yıldızı” olmaktan kaçınıyor.
Bu ilişki, hayatın 40’lı yaşlardan sonra da tıpkı 17 yaşında olduğu gibi heyecanlı, cesur ve tutkulu olabileceğini gösteriyor. Onlarınki, tüm o ağır unvanların, boşanma yıpranmışlıklarının ve kariyer baskılarının ardında filizlenen bir “liseli aşkı.”
Fotoğraflar: @katyperry
