Aşk ve İlişkiler

Yearning Nedir? Ulaşamamanın Cazibesi

Yearning, basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, birine ya da bir şeye karşı yoğun ama asla tam olarak karşılığı alınamayan bir özlem hissidir. Ancak bu tanım bile yetersizdir çünkü burada mesele yalnızca birini özlemek ya da istemek değil, bu hisleri sürdürmek ve içinde barındırmaktır. Yearning’i doğrudan “aşk” ile ilişkilendirmek tam olarak doğru olmayabilir. Zira burada somut bir durum yoktur, tamamen duygular ve biraz da hayal gücü ile alakalıdır. Bazen bu temas eksikliği, hisleri daha da yoğun hale getirirken, gerçekleşmemiş olan, bozulmayan ve değişmeyen bir şey olarak zamanla sıradanlaşmadan daha değerli bir hale gelir ve zihnimizde büyüyerek kalır.

Gecikmiş aşkın altın çağı

Modern aşkları geçmişle kıyaslamamız tesadüf değil. Bunun nedeni, o dönemlerin bize “en saf, en gerçek” duygular olarak sunulmasıdır. Bu aşklara ışık tutan Jane Austen, romanlarında karakterlerinin aşkı öncelikle “acı çekerek” ve büyük bir özlemle yaşadığını gösteriyor. Bu işleyiş, günümüzün “ulaşamadığını sevme” romantizminin temel taşlarından birini atıyor. Erkek karakterler duygularını doğrudan ifade etmektense, genelde beklemeyi, geri durmayı ve uzaktan izlemeyi tercih ediyorlar. Örneğin, Mr. Darcy’ye baktığımızda, modern romantik komedi erkeklerinden anında itiraflar ya da büyük jestler beklemek mümkün değil. O, daha çok bakışlarıyla konuşan ve hislerini kontrol eden bir karakterdir; çoğu zaman yanlış anlaşılma pahasına geri duran biridir. Elizabeth’in eline dokunduğu sahne, günümüz standartlarına göre basit görünse de aslında tam bir “yearning” anıdır. Sinema tarihinin en romantik sahnelerinden biri olarak hala yerini koruyor. Çünkü bu temasın içinde baskılanmış bir yoğunluk, söylenmemiş sözler ve kontrol altında tutulan bir arzu var. Benzer şekilde Aşk ve Yaşam’da Albay Brandon için durum da böyle. Marianne’e hisleri, daha çok içten içe büyüyen ve sabırla beklenen bir bağlılığa dönüşüyor. Bir adım daha ileri gittiğimizde Mansfield Park’ta Fanny’nin Edmund ve Henry arasında karar verirken, okuyucu kaçınılmaz bir şekilde acı çeken ikinci erkek olarak Henry’ye yöneliyor. Henry’nin oluşturduğu ulaşamama hissi, birinci erkek karakterin önüne geçiyor.

En ironik nokta ise, Jane Austen’ın bu kadar yoğun, kalp çarpıntılı ama büyük aşklar yazmasına karşın, kendi hayatının romanlarındaki gibi “mutlu son” ile sonuçlanmamış olması. Austen hiçbir zaman evlenmedi ve genelde ilişkileri yarım kaldı. Bu durumda, Austen’in aşkı gerçekten yaşaması mı yoksa tam tersine, kavuşamaması mı onu bu kadar iyi yazdırdı? Belki de sahip olunamayanın büyüsüyle kendini besledi ve o “gerçek” aşklar bu kadar ölümsüz ve romantik oldu.

Yearning nedir? Ulaşamamanın dayanılmaz çekiciliği - Resim : 2

Yeni takıntı adayımız JFK Jr.

O etkileyici, hasret dolu bakışlar yalnızca geçmişin edebiyatında değil, modern popüler kültürde de güçlü bir topluluğun parçası haline geldi. Özellikle son zamanlarda sıkça konuşulan bir konu var: Love Story. John F. Kennedy Jr. ile Carolyn Bessette’in trajik sonlu aşk hikayesini anlatan bu dizi, hem 90’lar ruhunu geri getiriyor hem de o nostaljik aşk büyüsünü iliklerimize nüfuz ettiriyor. Carolyn Bessette’in stili yeniden Pinterest panolarında hayat bulurken, JFK Jr. karakterini canlandıran Paul Anthony Kelly, uzun zaman sonra hak ettiği görünürlüğü elde etti.

Gerçek yaşam öyküsüne dayanan bir aşk hikayesini izlerken kurgu ile gerçek arasındaki çizgi belirgin bir şekilde siliniyor. Paul Anthony’yi, adeta JFK Jr. olarak görmeye başlıyoruz. Bu yükselişin temelinde, JFK Jr.’ın Carolyn’e yaklaşımındaki duruş yatıyor. Başlangıçta mesafeli ve biraz soğuk olan Carolyn’e karşı geri adım atmayan fakat asla zorlamayan bir tutum sergiliyor. Carolyn’in “Benimle eve kadar yürümene gerek yok. Evim 5 dakikalık mesafede,” diye söylediğinde ona, “Ben o 5 dakikayı da istiyorum,” diye yanıt vermesi, karakterin tüm romantik kodlarını açığa çıkarıyor. Kalabalık bir ortamda bile Carolyn’i gözleriyle takip etmesi, yanında olduğunda ses tonunun yumuşaması ve en önemlisi de onu gerçekten “gören” bir adam oluşu, JFK Jr.’ın Carolyn’e olan aşkını “büyük aşk” fikrini yeniden tanımlıyor. Bize de “İşte, böyle birini istiyoruz” mesajını veriyor.

Yearning nedir? Ulaşamamanın dayanılmaz çekiciliği - Resim : 3

Kocam nerede kaldı!

Love Story ile birlikte bu yeni erkek arketipinin daha net bir şekilde algılandığını söyleyebiliriz. JFK Jr.’ın dizideki temsili, klasik “evlenilecek adam” tanımını bir kez daha ön plana çıkardı. Tüm bu yakışıklı, Henry Cavill tarzındaki adamlar, eriyen çikolata bakışlarıyla aşk konusundaki beklentilerimizi de doğal olarak etkiliyor.

Günümüz “evlenilecek erkeği” özellikleri arasında zor zamanlarda yanında olabilme, karşısındakini güldürebilme ve arkadaşlık kurabilme yer alıyor. Bu ilişkide romantizmden önce öncelikli olarak bir yoldaşlık ilişkisi bulunmaktadır. The Office’ten Jim, bu dengeyi en iyi temsil eden örneklerden biridir. Hem Pam’e karşı romantik hem de gerçek anlamda bir yoldaş olarak ortaya çıkıyor. Her koşulda ona koşulsuz destek sunarak, aile ve arkadaşlık ilişkilerine değer veren, ilişkide samimi ve destekleyici birisi. Raye’in popülerleşen şarkısında olduğu gibi, “Kocam nerede kaldı? Bu yakışıklı adam neden benim yaşlanmamı bekliyor?” Evet, nerede kaldınız? Navigasyonu açıp bizi bulmalısınız!

Yearning nedir? Ulaşamamanın dayanılmaz çekiciliği - Resim : 4

Yakınlık yanılsaması

Yearning’in popülaritesinde duygusal ve romantik açıklığın büyük bir etkisi olmasına rağmen, bir diğer nedeni de aynı anda hem çok yakında hem de oldukça uzak olabilme hissidir. Sosyal medya sayesinde birinin yaşamına neredeyse kesintisiz erişimimiz var. Hikayeler, paylaşımlar ve müzik listeleri, bir insanı tanıyormuş gibi hissettiriyor. Ancak aslında tanıdığımızdan çok daha fazlası var. Gördüğümüz şey, özenle seçilmiş anlardan oluşan bir kolaj. İnsan zihni ulaşamadığı şeyleri büyütmeye yatkındır. Fakat burada bir twist var. Hayali olarak inşa ettiğimiz şey, bu çekici bakışların gerçek hayattaki yansımalarının olumsuz yönleri de olabiliyor. Birçok kişi, karşısındakine değil, onun “potansiyeline” aşık olur. Gerçek kimliğine değil, zihnimizdeki versiyonuna. O versiyon kusursuz gibi görünse de, çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor.

Örneğin, Sex and the City’de Mr. Big klasik anlamda “ideal partner” bile sayılmıyor. Ancak ulaşılmazlığı, tutarsızlığı ve belirsizliği, onu Carrie’nin zihninde dev bir konuma taşıyor. Çünkü hiçbir zaman tamamen “orada” olmuyor. Ardından Carrie’nin bu sözde aşk için ne yanlış adımlar attığını görüyoruz. “Carrie gibi olma” mesajının Instagram’da bir kamu spotu haline getirilmesi kesinlikle gerekir!

Yearning nedir? Ulaşamamanın dayanılmaz çekiciliği - Resim : 5

Yearning filmler ve diziler listesi

  1. Age of Innocents
  2. In the Mood for Love
  3. Past Lives
  4. Brief Encounter
  5. Love, Rosie
  6. Normal People
  7. One Day
  8. Bridgerton (2. sezon)
  9. The Summer I Turned Pretty
  10. Mr. Sunshine