Magazin

Oya Aydoğan’ın Türk Sinemasına En Büyük Mirası: Fahriye Evcen, Onun Sayesinde Yıldız Olmuş!

Oya Aydoğan, Yeşilçam’a sayısız film ve akıllarda kalacak karakterler kazandırdı. Usta sanatçının yaptığı bir tercih, Türk televizyonunun geleceğini önemli ölçüde etkiledi. Almanya’daki üniversitesinden Türkiye’ye kısa bir tatil için dönen Fahriye Evcen, izleyicilerin arasında Oya Aydoğan’ın dikkatini çekti ve ona bambaşka bir kapı açıldı.

Bugün hatırlandığında adeta kusursuz bir dizi sahnesini anımsatan bu karşılaşma, Evcen’i hızla seyirci koltuğundan setteki hayatına taşıdı.

 

Tatil İçin Geldi, Televizyon Stüdyosuna Girdi

Fahriye Evcen, Almanya’daki Heinrich Heine Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi alıyordu. İstanbul’a ailesiyle geldiği yaz tatilinde, Oya Aydoğan’ın sunduğu bir televizyon programına katılmak için stüdyoya gitti. Orada, yüzlerce izleyici arasına karışan genç Evcen’in oyunculukla ilgili herhangi bir görüşmesi ya da planı yoktu.

 

Ancak Aydoğan, onu seyircinin arasından fark ederek sahneye çağırdı. Kısa bir sohbetin ardından, Evcen’i kuliste ağırladı ve doğrudan “Oyuncu olmak ister misin?” diye sordu. Oyunculukla ilgilendiğini duyunca, onun telefon numarasını aldı.

 

İlk Teklifi Almanya’daki Hayatı Nedeniyle Reddetti

Oya Aydoğan bu karşılaşmayı sadece hoş bir televizyon anısı olarak bırakmadı. Birkaç gün sonra yapımcı İbrahim Mertoğlu’nu arayarak Fahriye Evcen’den bahsetti. Mertoğlu da 2005 yapımı Asla Unutma dizisi için ona teklif götürdü.

Ancak Evcen’in ilk yanıtı olumsuz oldu. Almanya’daki eğitimine, ailesine ve alıştığı yaşamına çok bağlıydı. Bu alışkanlıklarından vazgeçip İstanbul’a yerleşmek kolay görünmüyordu. Fakat birkaç gün düşündükten sonra oyunculuğun peşinden gitmek istediğine karar verdi ve “Neden Türkiye’de başlamayayım ki?” diyerek yapımcıyı tekrar aradı. Annesiyle birlikte İstanbul’a yerleşen Evcen, Asla Unutma’daki Pınar karakteriyle profesyonel set deneyimini yaşadı.

 

Oya Aydoğan Onun İçin Bir Kez Daha Devreye Girdi

Aydoğan, Evcen’le olan desteğini sadece ilk rolle sınırlı tutmadı. 2006 yılında yönetmen Ümit Efekan, Fatma Girik’in başrolünde olduğu Hasret dizisinin kadrosunu oluştururken Oya Aydoğan, Evcen’i önerdi.

Efekan, yıllar sonra yaptığı bir açıklamada Aydoğan’ın oyuncu seçimindeki sezgisine güvendiğini belirtti. Hatta onun tavsiyesi olmasaydı Evcen’e rol vermeyeceğini söyledi. Bu şekilde genç oyuncu, Songül karakteri ile ikinci önemli set deneyimini elde etti. Aydoğan, sadece kalabalıktaki bir yüzü değil, aynı zamanda sektörde kalabilmesi için bağlantılarını da kullanmıştı.

 

Necla Rolü Her Şeyi Değiştirdi

Fahriye Evcen’in asıl çıkışı, aynı yıl başlayan Yaprak Dökümü dizisi ile gerçekleşti. Necla Tekin karakteri, onu kısa sürede Türkiye’nin en tanınan genç oyuncularından biri haline getirdi. Ardından Cennet, Aşk Tutulması, Çalıkuşu ve Aşk Sana Benzer gibi projeleri izledi. Almanya’daki sosyoloji eğitimini yarıda bırakan Evcen, akademik hayatından tamamen vazgeçmedi; Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü tamamladı.

Zamanla, bu keşif hikâyesinin anlatım şekli, Oya Aydoğan ile Fahriye Evcen arasında bazı sürtüşmelere neden oldu. Aydoğan, verdiği desteğin yeterince takdir edilmediğini düşündü. Evcen ise zaten oyunculuğa ilgi duyduğunu, Aydoğan’ın Türkiye’de meslek hayatına atılmasına vesile olduğunu ifade etti. Ancak her şeyden öte olan durum şöyle: O gün Oya Aydoğan izleyici koltuklarına dikkatle bakmasaydı, Fahriye Evcen’in hayatı çok farklı bir yolda ilerleyebilirdi.

Oya Aydoğan’ın sinemaya bıraktığı miras sadece filmlerden ibaret değil; kalabalıklar içindeki potansiyeli görme yeteneği, Türk televizyonuna yıllarca önemli başrol oyuncusu kazandırdı.