Aşk ve İlişkiler

Neden Ayrılıyoruz?

Yönetin!
İkinci maddeye tekrar bakalım! Siz ne bekliyorsunuz ve neyi elde etmek için neleri feda etmeye hazırsınız? Dışarıdan mükemmel görünen birçok ilişkide aslında pek çok sorun var, ama en önemli nokta, karşılaştığınız ilk zorlukta pes etmek değil, o zorluğu aşmanın yollarını bulabilmektir. Yorulmak, darılmak yok. Aile olmak da işte bu demektir. Nasıl kan bağınız olan ilişkileri kolayca sona erdiremiyorsanız, eşinizle olan ilişkinizde de sorunları aşmanın yollarını bulmalısınız.
Sevgi emek ve zaman gerektirir!
İnsanların birbirini tanıması ve sevebilmesi emek ve zaman ister. Bu nedenle, çok hızlı başlayan ilişkilerde hemen cinsel ilişkiye girmek yanlış bir tercihtir. Eğer karşınızdaki adam bunu ısrarla talep ediyorsa, niyeti açıktır. Ciddi bir ilişki istiyorsanız, cinsellikten -onu tanıyana kadar- uzak durmalısınız. Eğer karşınızdaki adam size emek harcıyorsa ve sizi düşünmeye başlıyorsa, sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Yeterince açık mıyım?
Şimdi size gelelim! “Evlilik istemiyorum ama hazırda tut” mu diyorsunuz, yoksa “Evlilik istiyorum, benimle bu düşünceyle yola devam etmeye var mısın” mı? Erkekler genellikle dolaylamalardan anlamaz. Anladıkları şey, sadece sizin söylemiş olduklarınızdır. Anlayan tipler de vardır ama bunlar genellikle bunu sadece şaka veya Don Juanlık için kullanır. Peki, gerçekten evliliğe hazır mısınız? Aile kurmanın anlamı nedir? Çocuğunuzu nasıl yetiştireceksiniz? Bu sorumlulukları almaya gönüllü müsünüz? Finansal olarak alt yapınızı oluşturmuş mu sunuz? Yoksa tüm bunları ‘beyaz atlı prense’ mi devrettiniz? Fazla beklentiniz yok mu?
Çağı göz önüne alıyor musunuz?
Eskiden köyde iki güzel kız varmış ve muhtarın yakışıklı oğlu birini seçermiş. Şimdi bir partiye gittiğinizde, her yerde bakımlı, kariyer sahibi, güzel ve sempatik kızlar var. Dolayısıyla bir erkeğin sadece bir kıza odaklanması zorlaşıyor. Üstelik hayat o kadar yoğun ki kimsenin ‘inceliklere’ vakti kalmıyor. Bu yüzden “Bu kızın hayatına gireyim, beyaz atlı prensi ben olayım” demek pek mümkün değil. Beklentilerinizi çağın gereklerine göre şekillendirmek, ilişkinizde daha mutlu olmanın güzel bir adımı olacaktır.
Yazı: Mürsel Çavuş
Biz kadınlar, ilişkiler söz konusu olduğunda bazen kafamızı kuma gömmeyi severiz. Mesela biriyle tanıştınız ve daha ilk konuşmada ondan çok hoşlandınız. Akşam düğününüzü hayal etmeye başladınız, ama bir durun! Önce bir sorun bakalım: “Bu adam size uygun mu?”
Sınıfta mı kaldı? Yazık! Demek ki doğru kişi değilmiş.
Yaptığımız en büyük hatalardan biri, erkekleri analiz etme sürecine sokmadan hayatımıza almaktır. Ancak onlar genellikle bu analizi yapıyorlar. “Bu kız benden ne bekliyor?” diye soruyorlar kendilerine. Eğer amaçları sadece eğlenmekse, gözlerinizdeki evlilik umutlarını görünce, “Yok, bu bana uymaz, en iyisi ben yavaşça çekileyim” diyorlar. Niyetleri ciddiyse, bu kez “Bana yemek yapar mı? İyi bakar mı? Ailesi nasıl? Kültürel olarak uyumlu muyuz?” diye düşünüyorlar ve eğer bir uyumsuzluk görürlerse, süreci uzatmaktan kaçınıyorlar.
Yelkenleri indirmek mi? Sakın!
Diyelim ki karşınızdaki adam analiz sürecini başarıyla geçti. Ciddi olarak sizinle birlikte, umudunuz var, evlenmeyi düşünüyorsunuz. Güveninizi kazandı, ama bir anda ‘o hayatımın erkeği’ düşüncesiyle yelkenleri suya mı indirdiniz? Bu bir hata. İlişkilerde herkes kendini düşünür; eğer siz kendinizi düşünmeyi bırakıp onu düşünmeye başlarsanız ya da ondan sizi düşünmesini beklerseniz, daha çok beklersiniz. Yelkenleri suya indirdiğiniz an, ilişkinin yarışında geriye düşmeyi ve hatta kaybetmeyi kabul etmiş olursunuz. Sonrasında ağlamaya başlamayın…
Peki ama güvenemeyeceksem, kendimi rahat hissedemeyeceksem ilişkinin anlamı ne?
Bu da bir hata; güvenmekle değil, hayatınızda bir duruş sergilemekle, karakterinizle ilgilidir. Kadınlar zayıf erkek istemiyorlarsa, erkekler de benzer şekilde kadınların zayıflıklarından hoşlanmaz. Onlar da karşılarında her zaman güçlü bir kadın görmek isterler. Eğer siz “Ay ben bilemiyorum, sen bilirsin” demeye başlarsanız, o da ‘bilemez’ hale gelir ve iki bilinmeyenli denkleme dönüştüğünüz an sizi terk eder. Sonuç olarak: Kaderinizi onun ellerine bırakmayın, kendi elinizde tutun.