Aşk ve İlişkiler

Yıkıcı Hatalar

Hayatında hiç yanlış bir sevgili seçmemiş olan var mı, bilmiyorum. Bu konuda bir ders verecek biri olsa, katılmayı çok isterdim. Bir arkadaşım bunun yerine, birkaç saatliğine bir süpermarketin taze sebze-meyve bölümündeki alışveriş yapanları izlememi önerdi: Bir kadın dikkatle muzları inceliyor… Öncelikle renklerine bakıyor – ne çok olgun ne de çok yeşil olanları seçiyor. Sonra çevire çevire bir ezik ya da çürük olup olmadığını kontrol ediyor. En sonunda muz destesini eline alıp, yeterince aldım mı diye diğer muzlarla karşılaştırıyor ve sadece memnun kaldığında sepete koyuyor. Bu kadın, kusurlu meyve almamak için zaman harcıyor çünkü en iyisini istiyor ve kendini kusurluları elemek ve en iyisini seçmek için eğitmiş.

Bu da güzel bir fikir ama ben yine de bir uzmanın görüşlerini okumayı tercih ettim. Doç.Dr. Barbara De Angelis, “Are you the one for me?” adlı kitabında dikkat edilmesi gereken kusurlar ve bunları fark etmek için neler yapmamız gerektiğinden bahsediyor. Hayır, sebze-meyve kusurlarından değil! Bir partner seçerken kaçınılması gereken ölümcül kusurlardan!
Şimdi gelin, dikkat edilmesi gereken bu noktaları birlikte inceleyelim.

1. Bağımlı bir sevgili bulduysanız

Yazar Barbara De Angelis, “Kendinize asla yalan söylemeyin! Bağımlılığı olan biriyle olmak ateşle oynamak gibidir! Ateşe parmağını sokarsan yanarsın!” diyor. Yazar, bağımlılığı olan biriyle ilişkiyi bir aşk üçgenine benzetiyor: Siz, sevgiliniz ve bağımlılık. “Bağımlılığı olan birine aşık olduğunuzda, özgürlüğü kısıtlanmış birine aşıksınız demektir! Daha da ötesi, bağımlılığı olan biriyle gerçek anlamda ‘yakın’ olmanın imkânı yoktur. Bağımlılığı olan pek çok kişi problemlerinin farkında bile değildir. Diyelim ki bir alkoliğe aşıksınız; tutarsız ya da tahmin edilemez davranışlara, öfke ya da şiddet patlamalarına, sürekli depresyona, sorumsuzluğa ve pek çok iniş çıkışa hazırlıklı olmalısınız” diyor De Angelis.
Ne yapabilirsiniz?
Bekarsanız, biriyle yeni tanıştığınızda alkol gibi değerlerini tanımlamalısınız. Davranışlarını dikkatlice izleyin ve kendinizi kandırmayın; onun için özürler üretmeyin. Partnerinizin bağımlılığını haklı çıkarmak için kendi değerlerinizi asla feda etmeyin!
Partneriniz bir bağımlıysa:
1. Partnerinize bir bağımlı ile beraber olmayı reddettiğinizi açıkça belirtin.
2. Ona, yalnızca derhal yardım almayı kabul ederse onunla kalacağınızı söyleyin.
3. Hemen yardım almadığı takdirde gideceğinizi ve geri dönmeyeceğinizi belirtin.
4. Sözünüze sadık kalın ve eğer partneriniz hemen yardım almazsa onu terk edin.
5. Partneriniz temizlenmediği veya yardıma başlamadıkça geri dönmeyin.

2. Sevgiliniz öfkeli biriyse

Barbara De Angelis, öfkeli biriyle yaşamayı saatli bir bombayla yaşamaya benzetiyor: “Ne zaman patlayacağını asla bilemezsiniz. Bir teröristin eline düşen rehine gibi hissedersiniz!”
Yazar, bir öfkeli kişinin, en küçük sorunlardan dolayı bile çok sinirlenebildiğini, sizinle aynı fikirde olmadığında bağırıp çağırıp tehdit edebileceğini, sabırsız olabileceğini ve onu rahatsız eden bir davranışınızla ilgili geribildirim verdiğinizde bunu bir saldırı olarak algılayıp yanıt verebileceğini anlatıyor. Sevgi dolu bir moddan öfkeli bir moda kolayca geçiş yapabiliyor ve bu öfkesini fiziksel olarak da gösterebiliyor.
Eğer bu işaretlerden birini bile gözlemlerseniz, asla göz ardı etmeyin ve mutlaka sorunla yüzleşin diyor Barbara De Angelis. Partneriniz çocukken fiziksel, sözsel ya da cinsel olarak taciz edilmemişse, sevgi görmeden büyümüşse ya da çocukken duygularını ifade edemediği için zayıf hissediyorsa, bu durum onu öfkesini kullanarak insanları kontrol etmeye itiyor olabilir.
Şimdi gelelim, bizim tarafımıza. Peki ama biz neden bu davranışlara katlanıyor olabiliriz?
Muhtemel sebepler:
1. Çocukluğunuzda ebeveynlerinizden biri ya da ikisi öfkeli kişilerse, bu şekilde büyüyen bireyler yetişkinliklerinde de bunun tekrarlanmasıyla karşılaşacaklardır.
2. Kendinize güveniniz düşükse, tacizkar birisi için kolay bir “kurban” olabilirsiniz.
3. Kendi öfkenizi ifade etmekte zorlanıyorsunuzdur.
Tıpkı alkol konusunda olduğu gibi, partneriniz yardım almadıkça asla geri dönmeyin. Öfke konusundaki en önemli adım, “sizin” neden bu duruma katlandığınızı bulmak, önce kendinize odaklanmaktır.

3. Kurban rolü oynayan biriyse karşınızdaki

Partneriniz, kurban bilinci içerisinde olabilir. Kitapta, kurban bilincinin bazı kadın ve erkeklerin hayat karşısında geliştirdikleri bir zihin durumu olduğu ve bu durumun fark edilmesinin zor olduğu anlatılıyor. Eğer partneriniz kurban bilincindeyse, şikayet ettiği kişi muhtemelen siz olacaksınız!

Kurban bilinci taşıyan bireyleri nasıl tanırsınız? Bu kişiler, ne size ne de olaylara doğrudan öfkelerini ifade etmekte zorluk çekerler. Yardım etmek istediğinizde, “işe yaramaz” ya da benzeri bir yanıt almanız muhtemeldir. Onlara rahatsız eden şeyleri anlatmak yerine, üzgün bir şekilde ortalıkta dolanmayı tercih edebilirler. Hayatlarında sürekli bir mutsuzluk kaynağı bulur, kendilerine sürekli acırlar. Karar alıp harekete geçmekte zorluk yaşayabilirler. Geçmişteki kişileri sürekli suçlarlar. Mutsuzluklarını oluşturan konularda örümcek ağına hapsolmuş gibi hissedebilirler ve başarılı insanları kıskanabilirler.
Eğer bir kurbanla beraberseniz, karşınızdaki durumu çok rahatsız etse de bu konuyu yüzleşmelisiniz. Diğer bütün kusurlar gibi, bu durum da üstüne gidildiğinde aşılabilir.

4. Kontrol hastası biriyle birlikteyseniz

“Partneriniz, her şeyin kendi istediği gibi olmasını mı istiyor? Yanlış yaparak partnerinizin canını sıkma korkusu mu yaşıyorsunuz? Sürekli eleştirilmeye ve yargılanmaya tabi misiniz? O zaman bir kontrol hastasıyla beraber olabilirsiniz” diyor Barbara De Angelis.
Kontrol hastalarının, duygusal taraflarını açmada zorluk çektikleri; ihtiyaçları olduğunu kabullenmekte zorlandıkları, aşırı kıskanç ve sahiplenici ya da eleştirici olabilecekleri bilgisini veriyor Angelis. “Bir kişi neden kontrol hastası olur?” diye sorarsanız, yazar bu soruya da şöyle yanıt veriyor: “Çocukken, yetişkinler ya da ortamlar tarafından kontrol altında kalmayı hissetmiş olan çocuklar, büyüyünce asla kontrolün kaybedilmemesi gerektiğine inanmış olabilirler.”
Peki biri neden bir kontrol hastasıyla ilişki kurar? Bunun birçok nedeni olabilir: Ebeveynlerinden biri kontrol hastasıysa, kontrolü sevgi ile ilişkilendirdiği için böyle bir ilişkiye girebilir; kendini zayıf hissediyorum ve birinin kontrolü altında olma ihtiyacı gibi durumlardan kaynaklanıyor olabilir ya da kurban psikolojisi taşıyabilir. Önceki partneri zayıf ve pasif birisi olduğundan, buna tepki olarak ters bir seçim yapıyor olabilir. Çocukken fiziksel, sözsel veya cinsel taciz yaşamış olabilir. Belki de kendisi bir kontrol hastası olduğu için kendisine ayna olabilecek birini seçmiştir.
Bir kontrol hastasıyla ilişki kurmak, adından da anlaşılacağı gibi çok zor bir durumdur. Bu noktada karşı taraf, vereceğiniz kararlarda ve alacağınız adımlarda kararlı olduğunuzu açıkça anlamalıdır.

5. Sevgiliniz cinsellikle ilgili sorunlar yaşıyorsa

Barbara De Angelis, yıllardır bu konuda kendisine yüzlerce kişinin başvurduğunu belirtiyor ve şöyle anlatıyor: “Kocanız pornografik içeriklere bağımlı olabilir. Karınız, cinselliği aklına bile getirmiyor olabilir. Sevgiliniz, yanınızdan geçen kadınların bedenine bakarak sürekli yorum yapıyor olabilir. Aktif bir cinsel hayatınız olmasına rağmen, partneriniz sürekli olarak mastürbasyon yapıyor veya gün içerisinde size karşı cinsel isteği sürekli arttırıyorsa, tüm bunlar cinsel bağımlılık problemi yaşandığını gösterir.” Eğer bu durumlardan biri bile varsa, ilişkinizde büyük sorunlarla karşılaşabileceğiniz anlamına gelir. Ancak bu problemi çözmeye yönelik adımlar atmazsanız, ilişkinizi kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. De Angelis, ilk adımın içgüdülerinize güvenmek olduğunu belirtiyor. Bu tür davranışlar -örneğin etraftaki kadınlarla flört etmek- sonunda aldatmaya dönüşebilir ve kendinizi suçlamamanız gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, cinsel performans sorunları -iktidarsızlık, erken boşalma gibi- ilişkiniz için şu an ölümcül olmayabilir. Ancak göz ardı edilirse, ileride gerçekten ölümcül hale gelecektir.

Ölümcül kusurlar - Resim : 2

6. Sevgiliniz duygusal olarak müsait değilse!
Barbara De Angelis, bu konuda bir kitap yazabileceğini belirtiyor ve kısa bir şekilde “Duygusal olarak kapalı olan partnerlerden uzak durun!” diyor. Eğer partneriniz duygularını gösteremiyor, bu konu hakkında konuşamıyorsa, size açılmıyorsa, bu bir ilişki değil, antlaşma demektir.

7. Partneriniz geçmiş ilişkisini geride bırakmamışsa

Eğer partneriniz, daha önceki ilişkilerine öfke duyuyor ve pişmanlık hissediyorsa; bu durum onun Türkiye’yi etkisi altına alıyor demektir. Geçmişteki ilişkilere öfke oldukça, mevcut ilişkilerinde sevgi hissi oluşması da zorlaşır, diyor yazar. Dolayısıyla burada da önce kendinize bakmanız gerekmektedir: “Bu tür kişileri ilişkiden veya yakınlıktan korktuğunuz için tercih ediyor olabilirsiniz. Eğer sürekli bu tür ilişkilere yöneliyorsanız, kendi ilişki korkunuzun üstesinden gelmek için destek almanız faydalı olacaktır.”

8. Sevgilinizin çocukluktan kalma duygusal yaraları varsa

Kitabı okurken görüyorum ki hepimizin çocukluktan gelen duygusal bagajları mutlaka vardır ve bunları yetişkin ilişkilerimize taşırız. Bu noktada üç ana soruya dikkat etmemiz gerekiyor: Bu yaralar partnerimi ne kadar incitti? Partnerim bu duygusal yarasının ve etkilerinin farkında mı? Bu konuda iyileşmek için aktif olarak çaba gösteriyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar, konunun ölümcül olup olmadığını belirliyor. Barbara diyor ki:
1. Eğer partneriniz çocukken cinsel tacize uğradıysa, yakınlık problemleri, cinsel işlev bozuklukları yaşayabilir.
2. Sözle ya da fiziksel olarak taciz edildiğinde, öfke, bağımlılık ve kontrolcü davranışlar gibi problemlerle karşılaşabilirsiniz.
3. Partneriniz çocukluğu sırasında boşanma, ölüm gibi duygusal travma yaşadıysa, ilişki korkusu, bağımlılık gibi davranışlar sergileyebilir.
4. Eğer partneriniz çocukken kilo problemi yaşadıysa, bastırılmış öfke ve öz güven sorunları yaşayabilir. Bu bireyler, geçmişte taciz yaşamış olabilirler.
5. Partnerinizin ebeveynleri alkol veya uyuşturucu bağımlısıydıysa, partneriniz ilişkide bağımlılık sorunları yaşayabilir.
6. Dini açıdan fanatik bir aileden geliyorsa, cinsel işlev bozuklukları ve duygularını ifade etme noktasında zorluklar çekebilir.

Tüm bunları okuduktan sonra kendimi bir anda yalnız kalmış hissettim; ta ki Barbara De Angelis’in bu duruma açıklık getirdiğini görene dek: “Bunlar şart olan şeyler değil, olası durumlar…” Sonrasında, bu tür durumlarla karşılaştığımızda karşımızdakini değerlendirmek için sormamız gereken üç sorunun altını tekrar çiziyor: Bu sorun ne kadar ciddi? Partnerim bunun farkında mı?