Yataktan kalkıyoruz, oyun oynamaya başlıyoruz!
Fantezilerinizi hayata geçirin
İlişkiniz olumlu bir seyir izliyor, iletişim iyi, ancak cinsel hayatınızda biraz monotonluk hakim. Farklılıklar yaratmak istiyorsunuz ama yeterince kaynak ve destek bulamıyorsunuz… Psk. Linda Fraim bazı önerilerde bulunuyor, ancak şu noktayı da vurguluyor: “Cinsel fanteziler ve oyunlar, her çiftin kendi yaratıcılığı ve sınırlarına dayanmalıdır. Bir çife hayatlarına renk katacak bir fantezi, başka bir çifte mutsuzluk getirebilir.”
Duygularınızı ifade edin
Psk. Linda Fraim, “Bir fantezi kabullenilmiş olabilir, fakat eğer bir taraf kendini aşağılanmış hissediyorsa, duygularını mutlaka dile getirmesi gerekir. Bu hislerle deneyimi yaşamak, sonrasında daha büyük sorunlara yol açabilir. Eğer konuşulmazsa, diğer taraf kırmamak için vazgeçebilir. Ancak partneri rahatsız olduğu halde “Sen beni sevmiyorsun, düşünmüyorsun, mutlu etmek istemiyorsun, ben ilişkimizi kurtarmak için çabalıyorum, sen engel oluyorsun” gibi şeyler söylüyorsa, o ilişkide sorunun cinsellikten daha derin olduğunu düşünmek gerekir” diyor.
Yatak odasında iletişim
Cinsel hayata renk katabilecek oyunlardan biri yatak odası diyalogları. Bunları yalnızca fısıldanan kötü sözler olarak düşünmeyin, bakış açınızı genişletin. Bedensel iletişimleri de bu başlık altında düşünebilirsiniz. Psk. Fraim, “Bir kişi küçük bir kıvılcım attığında, karşı taraf birkaç adım daha atabilir. Yorgun bir şekilde kanepede televizyon izleyen bir çifti düşünün. Partnerlerden biri, diğerinin kulağı ile oynaması, fısıldaması ya da vücut kontakları gibi yaratıcı iletişim yolları geliştirilebilir. Önemli olan, bu ilk kıvılcımı atabilmek. Kimin attığı önemli değil; ardından keyifli anlara dönüşebilir. Kanepede otururken, bu durum evin çeşitli odalarında devam eden bir sevişmeye dönüşebilir” diyor.
Yazı: Yaprak Çetinkaya/Formsante
Cinsel hayatınızı çeşitlendirmek için mevcut duruma razı olmanıza ve masraflı organizasyonlar yapmanıza gerek yok. Günlük hayatınızda küçük oyunlar oynamak, yeterli…
Sürekli aynı kalıplarda ilerleyen bir cinsellik, zaman içinde ne kadar dayanıksız olduğunu deneyimlemişsinizdir. Eğer bir çift yaratıcı değilse, utangaçsa ya da iletişim sorunları yaşıyorsa, monotonluk daha da ele geçirici hale gelir. İşten gelinir, bir şeyler atıştırılır, televizyon izlenir ve belli bir saatte uykuya dalınır. Eğer bu rutini yaşayanlardan biriyseniz, durup düşünmelisiniz: Ne yapıyorsunuz, daha ne kadar böyle devam edeceksiniz ve bu durum ilişkinizi nereye götürüyor? Eğer tehlikenin farkındaysanız ama ne yapacağınızı bilemiyorsanız, Psikolog N. Linda Fraim’in önerilerine kulak verebilirsiniz.
Neden monotonlaşıyoruz?
Psikolog N. Linda Fraim, cinsellikte monotonlaşmanın, çiftlerin “İlişkide kadının ve erkeğin rolü ve cinsellik” konularına bakış açılarına göre de değiştiğini belirtiyor. “Cinsellikten zevk alan bir çift, rutine girdiklerinde yaratıcılıklarını kullanarak yeniden canlanabilir. Ancak cinselliği zaten bir rutin olarak gören çiftlerin monotonlaşması kaçınılmaz oluyor. Ya da partnerlerden biri alternatif fikirlere kapalıysa, ışık açıkken sevişmek bile sorun olabiliyor” diyor. Eşler arasındaki iletişimsizlik ve beklentilerdeki tutarsızlıkların öncelikle konuşulması gerek. Örneğin, kadın vücudundan memnun değil ve beden imajıyla barışık değilse, partnerinin onu güzel bulduğunu söylemesi, ışıkta sevişmesini istemesini engelleyebilir. “Bu durumda öncelikle kadın cinsellik ile ilgili algılarını, sonra da açık ışıkta sevişmenin ne gibi yararları ve zararları olabileceğini, tarafların beklentilerini konuşmalıdır. Eğer beklentiler örtüşmüyorsa yaşanan cinsellik tek taraflı hale gelir. Bir süre sonra ‘Beni tatmin etmedi, işini bitirdi, arkasını dönüp uyudu’ gibi söylemler çıkmaya başlar. Eğer eksiklikler devam ederse, dışarıda arayışlar ve aldatmalar başlayabilir” diyor Psk. Fraim ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Bizde iletişim genellikle dolaylı, bel altı veya yüzeysel kelimelerle kurulur. ‘Ben bunu istiyorum veya istemiyorum’ demiyoruz. Suçlayarak veya bağırarak istediğimiz şeyleri ifade ediyoruz, duygularımızı açığa çıkarmıyoruz. Bu durumda karşı taraf konuyu anlamaz, kendine dönüp bakmaz. Çiftlerin kavga etmeden, yargılamadan, birbirlerini kırmadan ve aşağılamadan konuşabilmeleri gerekiyor. Ne istediklerini açıkça ifade etmeliler. Tıpkı bir iş görüşmesi gibi düşünün; işveren sizden beklentilerini söyler, siz de taleplerinizi ifade edersiniz. Mutabakat sağlandığında birlikte çalışmaya başlarsınız. Cinsellik de böyle çalışır; aynı yönde ilerlerseniz anlam kazanır.”
Sorun ilişkide mi yatakta mı?
Sağlıklı bir cinsellik, her iki tarafın da aktif katılım göstermesi ve keyif alması ile tanımlanır. Terapilerde sık karşılaşılan şikayetler arasında “Hep ben başlatıyorum” ifadesi yer alıyor ve bu genellikle erkeklerden geliyor. Kadınlar ise “Aklıma gelmiyor, başka bir şeye odaklanmış oluyorum” cevabını veriyor. Erkekler, dürtü geldiğinde her şeyi bırakıp cinselliğe yönelebilir. Bazı kadınlar ise “En seksi kıyafetlerimi giyiyorum ama yine de eşim benimle ilgilenmiyor” gibi şikayetlerle geliyor. Psk. Fraim, “Bunlar cinselliğin kalitesinde değil, ilişkideki sorunları işaret ediyor. Ayrıca kadınlar, ilişkiyi başlatırlarsa ‘basit kadın’ olarak damgalanma korkusunu taşıyabilirler. Ancak bir evlilikte böyle bir kaygı varsa, orada büyük bir soru işareti var demektir” diyor.
Tatmin olmak ama nasıl?
Eşiniz ne zaman isterse onunla sevişerek ve onu tatmin ettiğinizi düşünerek sağlıklı bir cinsel ilişki yürüttüğünüz düşüncesine kapılmamalısınız. Çünkü tatminin iki türü vardır; fiziksel tatmin yani orgazm ve psikolojik tatmin yani ilişkiden alınan haz, paylaşım. Eğer hedef sadece orgazm ise, ikinci kişiye bile ihtiyaç yoktur. Ama amaç duygusal paylaşımın kalitesini artırmaksa, bu durum dinamiği değişir; beklentiler, yaklaşımlar ve katılım oranları farklılık gösterir. Eşlerden biri psikolojik tatmini ararken diğeri sadece fiziksel tatminle yetiniyorsa, tam anlamıyla bir tatminden bahsetmek olanaksızdır.
Yetişkinler de oyun oynar
Biraz düşünür ve hayal gücünüzü kullanırsanız, bütün hikaye oyunlarla doludur. Belki bugüne kadar bunu hiç düşünmemiştiniz. Cinsellik ve oyun dediğinizde yatakta yapılacak şeylerle sınırlı kalmış olabilirsiniz. Oysa seçenekler sınırsız ya da yalnızca hayal gücünüzle sınırlıdır. Özel günler düzenlemekten romantik bir yemekte masanın altında oynanan oyunlara, sabah kahvaltısını yatakta yapmaktan farklı yerlerde randevulaşmaya kadar birçok oyun oynayabilirsiniz. Psk. Linda Fraim şu önerileri sunuyor: “Romantik bir gün organize edebilirsiniz. Örneğin, Kız Kulesi’ni seçtiğinizi düşünelim. Önce Salacak’ta bir kahve içersiniz, ardından gün batımında tekne ile karşıya geçer, Kız Kulesi’nden manzarayı izlersiniz. Bu sırada flört ederek ve birbirinize dokunarak mesajlar verebilirsiniz. Yemekten sonra hemen eve gitmek zorunda değilsiniz; o geceyi bir butik otelde geçirebilirsiniz. Daha uygun bir seçenek mi arıyorsunuz? Romantik bir yürüyüş, bir kahve molası da fırsatlar sunabilir. Evde kalmak istiyorsanız güzel bir masa hazırlayıp romantik bir ortam yaratabilirsiniz. Hafif bir müzik ve hoş bir kıyafet gibi detaylarla ortamı canlandırabilirsiniz. Yemek sırasında masa altında küçük oyunlar da sürpriz oluşturabilir. Hatta bazı yiyecekleri, sosları bile işin içine dahil edebilirsiniz. Hepsi sizin yaratıcılığınıza kalmış.”
Bazen sadece dokunmak yeterlidir
Her anın fırsata dönüştürülebileceğini söyleyen Psk. Fraim şöyle devam ediyor: “Her fırsatı değerlendirmek sizi seks bağımlısı yapmaz. Hafta sonu kaçamakları yapın… Lüks otellerde kalmanıza gerek yok. Çadırınızı alın, doğada vakit geçirin. Günübirlik kaçamaklar da yapabilirsiniz. Denizdeyseniz birbirinize dokunun, okşayın, öpün… Bu her zaman birleşme ile sonuçlanmak zorunda değildir.” İşte bir başka öneri: Çalışırken eşinizi arayın ve “Bir saat sonra benimle buluş” deyin. Acele olduğunu belirtin ama nedenini açıklamayın. Eşiniz geldiğinde ona sarılmak, öpmek ve “Akşam görüşürüz” diyerek ayrılmak bile bir oyundur. Gün içinde gönderdiğiniz mesajlar ve e-postalarda da imalarda bulunabilirsiniz: “Şu an seni düşünüyorum, seni hayal ediyorum” demek bile yeter. İsterseniz fantezilerinizi yazarak paylaşabilirsiniz. Üçüncü bir kişiyi davet etmek bazıları için çok keyifli ve normal bir fantezi hayali olurken, bazıları için kabul edilemezdir. Hatta bazı fanteziler, sapkınlık olarak da tanımlanabilir. Burada, partnerinizin sunduğu veya sizin teklif edeceğiniz fantezinin hangi gruba girdiği, aslında iki kişinin esnekliğine ve kabiliyetine bağlıdır. Eğer partnerlerden birinin önerdiği fantezi diğerine kabul edilemez gelirse, buna “Sen sapık mısın?” gibi ithamlarla karşı çıkmaktansa, eşin bu isteğini ve alternatif çözüm yollarını konuşmak daha yapıcı olacaktır. Aksi takdirde çiftler arasında iletişimsizlik başlar ve fanteziyi öneren taraf bunu dışarda yaşamanın yollarını arayabilir.
DENEYİM
İçimden farklı bir “ben” çıktı
“Ben de cinsellikten korkutularak büyütülen kadınlardanım. İlk cinsel deneyimimi kocamla yaşamıştım ve ilk yılın sonunda “Kopartılan bütün fırtına bunun için miymiş?” diye düşünüyordum. Kafamdan geçen ama kendime dahi itiraf edemediğim hayallerim vardı. Kocama bunu asla söylemeyi düşünemezdim. O benden cesur çıktı ve bir gün, “Sence biraz canlanmamızın zamanı gelmedi mi?” dedi. Küçük adımlarla başladık ve bugün özellikle hafta sonlarını sabırsızlıkla bekliyoruz çünkü harika planlar yapıyoruz. Üstelik bunun için evden çıkmamıza bile gerek kalmıyor. Evde, tatilde ya da sokakta oynadığımız küçük oyunlar, bizim dışımızda kimsenin bilmemesi işin keyfini artırıyor. İçimden adeta farklı bir ben çıktı.” (Gizem, 32, İstanbul)
Sırayla sürpriz yapıyoruz
“Yıllar önce bir filmde gördüğüm sahne aklımı başımdan almıştı. Kadın bir restoranda tuvalete gidiyor, iç çamaşırını çıkarıyor ve geri döndüğünde kimse görmeden çamaşırını sevgilisinin eline tutuşturuyor. Hem de masada beş kişi daha varken. Bu ancak filmlerde olur diye düşünsem de aklımdan hiç çıkmadı. İlişkimizin rutine bindiğini hissettiğim bir dönemde, birden bu filmi hatırladım ve harekete geçtim. Baş başa yemeğe gittiğimiz bir gün planımı uyguladım. Neye uğradığını şaşırdı. O gecemizin harika geçtiğini söylememe gerek yok. Şimdi sırayla sürpriz günleri düzenliyoruz; yeni fikirler bulmak için internette derinlemesine araştırıyorum.” (Banu, 35, İstanbul)
Yıllarca hayır dedikten sonra…
“Eşimin bir fantezisi vardı ve ben yıllarca buna “Delirdin mi sen?” diye tepki gösterip katılmayı kesinlikle reddettim. Ne oldu biliyor musunuz? Bir Uzakdoğu seyahati sırasında, biraz da içkiliyken, kendimi fantezinin içinde buldum. Ertesi gün bu konuyu ne kadar abarttığımı fark ettim ve kaçırdığım yıllar için gerçekten pişman oldum çünkü ben de çok eğlenmiş ve zevk almıştım.” (Suna, 38, Ankara)
