Seviyorum, bu yüzden acı çektirmeliyim!
Yazar: Nilgün Yıldız/Formsante
Cinsellik, duygusal bir deneyim olmasına rağmen, kimi zaman sevgi ve duyarlılık gibi romantik hislerin yanına öfke ve şiddet de eklenebiliyor. Cinsellikte şiddet bir fantezi olarak düşünülse de sınırlarının iyi bilinmesi gerekiyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı ve Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe, “Şiddeti, bir kişinin rızası olmadan uygulanan eylemler olarak tanımlayabiliriz. Bu durum fiziksel ya da duygusal olabilir, fakat şiddet olabilmesi için rızanın olmaması gereklidir. Cinsellikte böyle bir durum mevcut olabilir, fakat bunun çift tarafından birlikte kararlaştırılması şart. Eğer her iki taraf da bu tür oyunlardan ve sertlikten hoşlanıyorsa, bunu birbirlerinden talep ediyorlarsa ve rahatsızlık hissetmiyorlarsa, bu durum o çift için ‘normal’ olarak görülür ve adlandırması fantezidir. Zaten cinsel fantezilerin çoğunda, ufak aşk oyunlarının yanı sıra fiziksel ve duygusal şiddet unsurlarının da bulunduğunu görebiliriz. Duygusal şiddette, erkek kadını aşağılayabileceği gibi, kadın da erkeği aşağılayabilir… Örneğin, ‘Kölemsin, ben ne dersem onu yapacaksın’ gibi ifadelerle bağırabilir veya saçını çekebilir. Bu durumlar her iki tarafın rızası olduğu takdirde fantezi olarak değerlendirilir ve çiftler buna cinselliğe bir tat kattığını düşünebilir” diyor.
Ne zaman aşırıya kaçar?
Karşı tarafa zarar verildiğinde aşırıya kaçılmış olur. Çoğu cinsel fantezide, bu tür zararlar mevcut. Zaten o zarar hissini yaşamak bir haz kaynağıdır. Kadınların erkeklerin vücudunda tırnaklarıyla açtığı çizikler ve erkeğin şaplak attığında kadında yarattığı acı bu fantezinin bir parçasıdır. Buradaki kriter, zararın yanı sıra rızanın olmaması ve hayata kastedecek seviyelere ulaşmamasıdır. Dr. Cem Keçe, “Rızanın olmadığı ve hayata kasteden durumları, biz anormal olarak nitelendiriyoruz ve şiddet olarak adlandırıyoruz. Bu, cinselliğin sado-mazo yönünü oluşturuyor. Çünkü hepimizin içinde sadist ve mazoşist bir çekirdek var, bu doğamızın bir parçası. Doğduğumuzda, ilk nefesimizi aldığımızda canımız acır; o anki ilk acıyı hissetmiş oluruz” diyor.
İlk deneyim çok önemli!
Şiddetin bir zevk kaynağı haline gelmesi ve partnerlerin bunun üzerinden haz alması, her iki partnerde de çocukluk travmaları olabileceğinin gösterir. Ebeveynleri arasında duygusal ve fiziksel şiddet gören kişiler olabiliyor. Yani, şiddeti seven bireyler, ebeveynleri arasındaki şiddete tanık olmuş veya muhatap olmuş olabilir. Ebeveynleriyle sorun yaşamamış, sağlıklı bir çocuk olsalar bile, fiziksel taciz ya da şiddete maruz kalmış olabilirler. Dr. Cem Keçe, “İlk erotik hazlanma dediğimiz bir kavram var; herkes ilk erotik hazı nasıl yaşadıysa, onun izlerini arıyor. Eğer ilk erotik hazlanma acıyla birlikte gerçekleştiyse, bunun yansımaları da cinsellik içinde bu tür acıları içerir. Acıyla zevkin iç içe geçtiği durumlardır. Mesela, ilk cinsel erotik hazzını bir taciz anında yaşayan bir kadın, ileride bunu partneriyle denemek isteyebilir ve talep edebilir. Çünkü ilk haz, daima kendini tekrar etme potansiyeli taşır” diyor.
Partnerlerden biri istemiyorsa
Bir partner cinsel şiddeti isterken diğeri hoşlanmıyorsa, bu çift arasında büyük bir sorun vardır. Rızası olmayan bir taraf için bu durum taciz, tecavüz ya da cinsel şiddet olarak tanımlanır.
Nasıl bir tedavi uygulanıyor?
Dr. Cem Keçe, “Terapistler cinsel işlev bozukluklarını tedaviye yönelik çalışmalar yürütüyor, ancak bunu yaparken çiftin ilişkisini de göz önünde bulunduruyorlar. İlk olarak çiftin ilişkisini değerlendiriyor; ilişkiyi yapılandırıyorlar. Daha sonra eğer aşk oyunları adı altında ev ödevlerini yapabilecek durumdaysalar çifte önce oyunları anlatıp seansta izlettiriyorlar. Ardından zihinlerinde canlandırmalarını ve olası sorunlardan söz etmelerini istiyorlar. Seansta zihinsel canlandırmayla yapılan bu oyunları daha sonra evlerinde pratiğe koymalarını talep ediyorlar. Çift bunları uyguladıktan sonra geri bildirim veriyor ve cinsel terapist gerekli düzeltmeleri yapıyor. Bu tedavinin en son aşaması oluyor; ancak öncesinde cinsel eğitimler veriliyor. İkinci aşamada, cinsellikle ilgili problem neyse o konunun seansta ele alınması sağlanıyor. Daha sonra davranışsal ev ödevleri adı altında aşk oyunları veriliyor. Ancak bu sürecin başlamasından önce çift ayrı ayrı değerlendiriliyor. Ardından terapist bir formülasyon yapıyor ve buna göre bahsettiğim adımları uyguluyor” diyor.
Cinsel şiddet
Cinsel şiddet, zorlama ve hukuksal bir sorundur. Birisinin rızası olmadan ona zorla, duygusal ve fiziksel olarak şiddet uygulamak, acı vermek ve zarar vermek hukuken suçtur ve bunun adı cinsellik olamaz. Kötü bir gerçek ki pek çok kadın eşleri tarafından cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Dr. Cem Keçe, “Eşi tarafından tecavüze uğrayan kadınlarda güven sorunları ortaya çıkıyor. O an veya daha sonrasında tüm partnerlerine karşı bir güvensizlik duyuyorlar. Özgüven sorunları yaşıyorlar, kendilerini değersiz ve önemsiz hissetmeye başlıyorlar. Genellikle depresif bir ruh hali gelişiyor; hayattan tat alamıyor, içine kapanıyor, en ufak bir uyarandan korkuyorlar. Yani hayatı yaşayamayacak, işlerini sürdüremeyecek hale geliyorlar ve herkesin onlara zarar vereceği paranoid düşünceleri oluşuyor. Bu durum, o kişiyi insaniyetten uzaklaştırıyor” diyor.
Cinsel şiddet uygulayan erkeklerin çoğu, hem duygusal hem de fiziksel şiddet görmüş olabiliyor. Bu kişilerde sertleşme ve erken boşalma sorunları da görülmekte. Normal cinsel ilişkilere karşı soğuk bir tutum sergileyebilirler. İlk başta partneriyle uyum sağlayamazlarsa, soğuk davranabilirler. Ancak partner sertleşip, kişiyi aşağılamaya başladığında haz alabilirler. Fakat normal bir partner duygusal yaklaşım sergilediğinde ereksiyon gerçekleşmeyebilir. Çünkü bu erkeklerin cinsel hazzı sertlikle bağlantılıdır. Bu nedenledir ki benzer isteklere sahip kişiler genellikle birbirlerini buluyorlar.
