Hava kirliliği cildinize nasıl etki ediyor?
Hava kirliliği denilince hemen fabrikanın bacasından çıkan siyah duman akla gelse de, bu sorun her zaman bu kadar gözle görülür düzeyde olmayabilir. Bilim insanları, bu tanıma birçok unsuru dahil edebilmesine rağmen, 6 temel kirletici hakkında bilgi veriyor. Bu kirleticiler arasında karbon monoksit, kurşun, nitrojen oksitler, yer seviyesindeki ozon, genel olarak partikül madde olarak bilinen partikül kirliliği ve kükürt oksitler yer alıyor. Hava kirliliği genelde dış ortamla ilişkilendirilse de, evde kullanılan ürünler, yemek pişirme yakıtları ve hatta yanan mumlar gibi kaynaklardan dolayı iç mekanlarda da hava kirleticilerinin bulunabileceğini unutmamak gerekiyor.
Şüpheye yer yok: Hava kirliliği cildinize zarar verebilir. Cildiniz, dış dünya ile iç organlarınız arasındaki koruyucu bir bariyer görevi gördüğünden, kirlilik gibi çeşitli çevresel stres faktörlerinin hedefi haline gelir. Havadaki bu kirletici partiküllerin cildinizin yüzeyinde asılı kalacağı düşüncesi yanlış değildir ama aslında cildin derinliklerine kadar nüfuz edebilirler. Kirleticiler epidermisin daha derin tabakalarına kadar ulaşarak bozulmuş cilt nemi, tıkanmış gözenekler, donuk bir cilt görünümü ve nihayetinde elastikiyet kaybı ile erken yaşlanma belirtilerine yol açabilir. Özellikle ozon, cilde nüfuz edemez; ancak antioksidanları tüketip reaktif oksijen türlerinin oluşumunu tetikleyerek ciltte iltihaplanmaya neden olabilir. Partikül madde gibi diğer kirletici türlerinin de benzer etkileri olduğu ve akne, egzama ve koyu lekeler gibi sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Hava kirleticileri sadece yüzeyle değil, dolaylı sistemik absorpsiyon yoluyla da sağlığınıza zarar verebilir. Yani, solunan havadaki kirleticiler kan yoluyla cildinize ulaşabilir.
Cilt sağlığıyla ilgili birçok konuda olduğu gibi, en iyi savunma saldırıdır. Başka bir deyişle, hasar meydana geldiğinde geri alabilir veya onarabilirsiniz, ancak öncesinde engel olmak çok daha kolaydır. Zarar görmüş ciltlerin microbleeding veya lazer gibi tedavilere olumlu tepki verdiği görüldü.
Cilt, serbest radikallere karşı koruma yeteneğine sahip olsa da, kronik ya da yüksek düzeyde hava kaynaklı kirleticilere maruz kaldığında ve bu sistemler aşırı yüklenip düzgün çalışamaz hale geldiğinde problemler ortaya çıkar. Bu noktada topikal antioksidanlar devreye girer. Antioksidanlar, zararlı reaktif oksijen türlerini nötralize eder ve stabilize eder; böylece çevresel hasarı önlemenin yanı sıra, bazı etkileri tersine çevirmeye de yardımcı olurlar.
Cildinizi kirlenmeden korumak için, önleyici antioksidanlar ve cilt bariyeri güçlendiricilerini günde iki kez uygulamak gerekmektedir. Tüm antioksidanlar cildiniz için faydalıdır, ancak bazıları kirliliğe karşı diğerlerinden daha etkili olma eğilimindedir. Mesela, Gingko özütü, nitrojen oksitler, kükürt dioksit ve ozon gibi otomotiv kirliliğinde görülen serbest radikal türlerine karşı etkili olduğu gösterilmiş, ayrıca C ve E vitaminleri ile resveratrol de bu listeye eklenebilir.
Cilt bariyeriniz ne kadar güçlü olursa, içeri giren kirletici ve partikül sayısı o kadar azalır. Aynı zamanda güneş kreminin önemi de vurgulanmalı. Evet, güneş ışığı cildiniz için zarar verebilir, ancak hava kirliliği de eklenirse? UV radyasyonu, havadaki kirleticilerin etkilerini artırabilir. Son olarak, güneşten kaçınmaya çalıştığınız gibi, kirli alanlardan da olabildiğince uzak durmaya çalışın.
Referanslar:
Melanie Rud. “Ask a Dermatologist: What Does Air Pollution Do to Your Skin?”. Şuradan alındı: https://www.byrdie.com/is-pollution-bad-for-your-skin-5200326 (18.11.2021).
