Doğu Anadolu’nun Gizli Hazineleri: Ani’den Harput’a Keşfedilmesi Gereken 8 Antik Kent
Zengin tarihiyle birçok medeniyete binlerce yıl ev sahipliği yapan Doğu Anadolu Bölgesi, arkeolojik çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Titizlikle yürütülen kazılarda gün yüzüne çıkan antik kentler ve höyükler, ziyaretçileri adeta tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. İşte Doğu Anadolu’da keşfedilmesi gereken antik şehirler:
DOĞU ANADOLU’DA GÖRÜLMESİ GEREKEN 8 ANTİK KENT
ALTINTEPE, ERZİNCAN
Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde bulunan Altıntepe, Urartular dönemine ait bir antik kenttir. Ova seviyesinin 60 metre üzerinde kurulmuş olan bu yükseklik, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine de ev sahipliği yapmıştır.
İlk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, açık hava tapınakları, yeraltı mezarları ve Urartu ile Bizans dönemine ait sur kalıntıları bulunmuştur. Bu eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Devam eden ikinci dönem kazılarında, tapınak kısmı restore edilmiş ve şehir kanalizasyon sistemi büyük ölçüde gün yüzüne çıkarılmıştır.
Bu kazılar sırasında, ilk alafranga tuvalet taşı da bulunmuş, böylece şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmıştır. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nde çıkarılan mozaiklerden tek bir korunan parça ise Erzincan Müzesi’nde sergilenmektedir. Günümüze en iyi ulaşan Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin, yakın zamanda “Arkeopark” olarak ziyarete açılması planlanmaktadır.
ANZAVURTEPE HÖYÜĞÜ, AĞRI
Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak bilinir. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahiptir. Bu bölge, Ağrı’daki en eski yerleşim alanı olarak bilinmektedir.
Höyükte, saray, tapınak, platform, mezar taşları ve bazalt taşlarla inşa edilmiş kale kalıntıları bulunmuştur. Urartu Kralı Menua tarafından çevrelenen surlar ile tapınak, Urartu Kralı İşpuini döneminde yaptırılmıştır. Yaklaşık 2800 yıllık geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de Urartular döneminden kalmıştır ve çevresindeki surlarda kuleler yer almaktadır.
GİRİKTEPE HÖYÜĞÜ, AĞRI
Urartuların merkezi olarak bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin Dere Mahallesi’nde, bir kilometre güneyde yer almaktadır. Bölge halkı tarafından Değirmentepe olarak anılan bu höyük, tahribat nedeni ile günümüzde maalesef yüksekliği azalmıştır.
Giriktepe Höyüğü, Anzavurtepe ile birlikte öncelikli kazı alanı olarak belirlenmiştir. Yürütülen kazılarda, tepe üzerinde saraya benzer bir yapının yanı sıra çevresini saran sur kalıntıları bulunmuştur. Tepedeki sarayın, Urartu Kralı Menua ya da oğlu I. Argişti dönemine ait olduğu düşünülmektedir.
Höyükten çıkan takılar, demir ve tunç aletlerin çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu durum, eserlerin çıkarıldığı dönemde uygun bir müze olmamasından kaynaklanmaktadır.

HARPUT, ELAZIĞ
Açık hava müzesi görünümündeki Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunmaktadır.
2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Harput’un tarihi, M.Ö. 20. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Uzun bir geçmişe sahip bu kent, Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar gibi pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.
Elazığ’ın en çok ziyaret edilen noktalarından biri olan Harput Antik Kenti’nde kale, mağara ve dini yapılar başta olmak üzere görülmesi gereken birçok alan bulunmaktadır.
M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından inşa edilen Harput Kalesi, iç ve dış kale bölümlerinden oluşmaktadır. Rivayetlere göre, kalenin inşası sırasında su kıtlığı yaşandığı için harç yerine süt kullanılmış; bu yüzden Harput Kalesi “Süt Kalesi” olarak da anılmaktadır.
Kazılarla elde edilen buluntular arasında zindanlar, darphane, yaşam alanları ve tedavi odaları bulunmaktadır. Kalenin derinliği 36 metre olan zindanı, yüz basamaklı bir merdivenle inilen bölgedir. Ayrıca buradan seramikler, mutfak eşyaları, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır paralar çıkartılmıştır.

ANİ, KARS
2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Ani Antik Kenti, 2016’da Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.
Kars şehir merkezine yaklaşık 42 kilometre uzaklıkta bulunan bu tarihi kent, zengin tarihi ve mimarisi ile öne çıkmaktadır. Ani Harabeleri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor.
“Binbir Kilise Şehri” veya “Kırk Kapılı Şehir” olarak adlandırılan Ani, çok sayıda kilise ve şapele ev sahipliği yapıyor. Tarihi kayıtlarda ismi ilk kez 6. yüzyılda geçen bu antik şehir, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı, Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı burada görülebilecek önemli yapıların başında gelmektedir. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi, şehrin en iyi korunmuş yapılarından biridir ve mimarı, İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini onaran Mimar Tridat’dır.

ARSLANTEPE HÖYÜĞÜ, MALATYA
Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer almaktadır.
30 metre yüksekliğindeki bu höyük, M.Ö. 5000’den M.S. 11. yüzyıla kadar kesintisiz bir yerleşimi barındırmaktadır. 200 x 120 metre boyutlarındaki alanda, M.S. 5-6. yüzyılda Roma Köyü, ardından Bizans Nekropolü olarak kullanılmıştır.
Adeta bir Açık Hava Müzesi görünümünde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazılarda, M.Ö. 3600-3500 yıllarına ait bir tapınak ve M.Ö. 3300-3000 yıllarına ait bir saray bulunmuştur. Ayrıca, çok sayıda mühür ve uzmanlık gerektiren metal eşyalar da ortaya çıkarılmıştır. Bu buluntular, Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlamaktadır. Bu etkileyici höyükte, iki buçuk metre yüksekliğinde kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar gezilebilir.
Sarayın iç kısmındaki bilgilendirme panoları, savaşın başlangıç koşulları ve ilk idari sistemin çalışma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler sunmaktadır. Ayrıca sarayın ortasında yer alan koridorlarda ve odalarda tarihi duvar resimleri de mevcuttur.
KAYALIDERE, MUŞ
Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı olarak bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesindeki Kayalıdere Köyü’nde bulunmaktadır.
Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulduğu tahmin edilen bu antik şehir, o dönemde askeri yerleşim olarak kullanılmıştır. Bölgedeki kazılarda, tapınak, kale, şarap küpleriyle dolu depolar ve kaya mezarları ortaya çıkarılmıştır.
Kazılarda bulunan bronz aslan heykeli, aslan figürlü kemerler, ok uçları ve bronz iğneler, dikkate değer tarihi eserler arasında yer almaktadır. Eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

TUŞPA, VAN
Dünyanın en eski hala yaşanılan kentlerinden biri olan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında bulunmaktadır.
Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir, M.Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkenti olmuştur. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar, Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiştir. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu bulunmaktadır. Kazılar sırasında, Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuştur. Ana Kaya’ya oyulmuş duvarlar, Urartu krallarına ait kaya mezarları gibi yapılar, kalede görülecek önemli yerler arasındadır.
Ayrıca, Van Gölü’nün doğal güzelliği ile kalenin tarihi dokusu birleştiğinde muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde, eski Van şehir kalıntıları arasında Selçuklu dönemine ait Ulu Cami ve Osmanlı dönemine ait Kaya Çelebi ile Hüsrev Paşa Camisi’ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın.
Van Kalesi’nin hemen yakınında yer alan Van Urartu Müzesi, Urartular Dönemi’nden kalma tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri içeriyor.
Kaynak: İHA
