Gezi

Türkiye’nin Yeni Turizm Noktası: Aksaray, Niğde ve Kayseri’de “Gizli Kapadokya” Keşfi

Kapadokya’nın gizli tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için Aksaray, Niğde ve Kayseri’yi içeren yeni bir rota hazırlandı. “Kadim Şehirler Yolu: Aksaray, Niğde, Kayseri (Bilinmeyen Kapadokya)” adı altında tasarlanan 3 günlük seyahat güzergahında, vadilerden yer altı şehirlerine, antik yapılar ve şelalelerden su sporları ile yamaç paraşütüne kadar birçok farklı deneyim sunuluyor.

Türkiye’nin turizm rotalarına yeni bir güzergah daha eklenmiş durumda. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) liderliğinde yürütülen Kadim Şehirler Yolu: Aksaray, Niğde, Kayseri (Bilinmeyen Kapadokya) projesi ile Kapadokya’nın daha az bilinen değerlerinin turizme kazandırılması planlanıyor.

Aksaray, Niğde ve Kayseri Valilikleri’nin katkılarıyla oluşturulan rota, 3 tam günlük bir yolculuk programı olarak yapılandırıldı. Tarihi miras, doğal güzellikler, kültürel değerler ve macera aktivitelerini bir araya getiren bu güzergâh, iç turizm acenteleri tarafından paket programlara dahil edilmesi bekleniyor.

Bu sayede yalnızca destinasyonların tanıtımı değil, aynı zamanda yeni turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir ziyaretçi sirkülasyonu sağlanması hedefleniyor.

İLK DURAK AKSARAY: BİNLERCE YILLIK TARİHİN İZİNDE

Rotanın ilk durak yeri Aksaray’dır. MÖ 8000 yıllarına dayanan tarihi ile Anadolu’nun en eski yerleşim merkezleri arasında yer alıyor.

Doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarının kesişme noktasında konumlanan Aksaray, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Antik dönemde Garsaura, Kapadokya Krallığı döneminde ise Archelais olarak bilinen bu şehir, Selçuklu devrinde yapılan imar çalışmalarıyla da önemli bir merkez haline gelmiştir.



Tarihi İpek Yolu üzerindeki büyük kervansarayları, yer altı şehirleri, kanyon vadileri ve Kapadokya’ya özgü doğal yapıları ile dikkat çeken Aksaray’da, keşfedilecek ilk yerlerden biri Güzelyurt’tur.

GÜZELYURT MANASTIR VADİSİ’NDE MİSTİK YOLCULUK

Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde yer alan Manastır Vadisi, yaklaşık 4-5 kilometre uzunluğuyla bölgedeki ilgi çeken tarihi alanlardan biridir.



Erken Hristiyanlık dönemine ait önemli bir dini merkez olan vadide, kayalara oyulmuş yaklaşık 50 kilise, manastır, keşiş hücresi ve yer altı yerleşimi mevcuttur.

Bölgenin doğal bitki örtüsüyle çevrili yürüyüş parkurunda ilerlerken, dini ve kültürel geçmişe ait izler görülebilir. Özellikle Ortodoksluğun önemli teologlarından Aziz Gregorius‘a ait izlerin bulunduğu yapılar, Manastır Vadisi’ni adeta bir açık hava müzesine dönüştürmektedir.



Aksaray’daki tarihi keşfin ardından rota Niğde’ye doğru ilerliyor.

NİĞDE’DE TARİH, KÜLTÜR VE ANTİK MİRAS BİR ARADA

Toros Dağları’nın kuzey yamaçları ile volkanik dağların çevrelediği verimli platoda yer alan Niğde, Anadolu’nun köklü şehirlerinden biridir.

Kentteki yerleşim izlerinin MÖ 10 binli yıllara, Köşk Höyük’e kadar uzandığı belirtiliyor. Hitit yazıtlarında “Nahita” adıyla anılan Niğde, tarih boyunca askeri ve ticari faaliyetler açısından da stratejik bir konuma sahip olmuştur.



Rotanın Niğde kısmındaki keşif, şehrin merkezindeki tarihi yapılarla başlamaktadır, ardından çeşitli dönemlere ait kültürel miras izleri takip edilecektir.

Bedesten Kent Müzesi, Sungur Bey Camii, Alâeddin Tepesi ve Alâeddin Camii ziyaret edildikten sonra Yeşilburç Kilise Camii ve Seyir Terası’na geçilecektir. Bu sayede, şehir merkezindeki tarihi dokunun yanı sıra bölgenin daha sakin ve panoramik noktaları da rotaya dahil edilmiş olacaktır.

NİĞDE’NİN ŞEHİR HAFIZASI: BEDESTEN KENT MÜZESİ

Yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan tarihi bedestenin restore edilmesiyle oluşturulan bu kültürel merkez, Niğde’nin zengin tarihini keşfetmek isteyenler için önemli bir duraktır.



Merkezin geleneksel zanaatlarını, etnografik mirasını ve sosyal yaşamını yansıtan eserleri, balmumu canlandırmaları ve özgün eserler yoluyla Niğde’nin geçmişten günümüze uzanan hikâyesini anlatmaktadır.



Bu merkezi ziyaret edenler, Niğde’nin yalnızca mimari özelliklerini değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal mirasını da yakından tanıma fırsatı buluyorlar.

TYANA’NIN ROMA MİRASI ZİYARETÇİLERİ BEKLİYOR

Niğde gezisinin önemli yerlerinden biri, Kemerhisar beldesindeki Tyana Su Kemerleri ve Roma Havuzu‘dur.


Tyana Su Kemerleri

Antik Tyana kentinin su ihtiyacını karşılamak amacıyla Roma döneminde inşa edilmiş çok gözlü taş kemerler, dönemin su mühendisliğinin önemli miraslarından biridir.


Roma Havuzu

Kemerlerin hemen sonrasında Roma Havuzu’na geçilmesiyle antik dönemin yaşam kültürüne dair yeni bir pencere açılmaktadır. Yivli sütunlarla çevrili tarihi havuzun, kaynak suyuyla beslendiği ve geçmişte hem su toplama merkezi hem de dinlenme alanı olarak kullanıldığı bildirilmektedir.

Tarihi mirastan sonra rota, yaşayan bir kültürel değeri de içerecek şekilde genişletilmektedir.

ALTAY KÖYÜ’NDE ORTA ASYA KÜLTÜRÜ YAŞATILIYOR

Ulukışla ilçesine bağlı Altay Köyü, 1950’li yıllarda Doğu Türkistan’dan göç eden Kazak Türkleri tarafından kurulmuştur. Günümüzde geleneksel kıl çadırları, atlı sporlar, el sanatları ve Kazak mutfağı ile dikkat çeken köy, Orta Asya Türk kültürünün yaşatılmasında önemli bir etnografik merkez niteliği taşımaktadır.


Niğde, Altay Köyü
ALTAYLARDAN ANADOLU’YA

Altay Köyü’nün öyküsü, 1930’lu yıllarda başlanan bir göç sürecine dayanıyor. Doğu Türkistan’dan ayrılan Kazak Türkleri, Hindistan ve Pakistan üzerinden Türkiye’ye gelirken, 1952 yılındaki iskan kararının ardından 1955’te Niğde’nin Ulukışla ilçesine yerleşmişlerdir. Köyün adı, Kazakların geldikleri Altay Dağları’ndan esinlenerek ‘Altay’ olarak belirlenmiştir.


Niğde, Altay Köyü

Ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, keçe otağlar arasında zaman yolculuğuna çıkarak, geleneksel Kazak kıyafetleriyle fotoğraf çektirirken, uzman eğitmenler eşliğinde ata binme ve geleneksel okçuluk gibi ata sporlarını da deneyimleme fırsatı buluyorlar.

Bu günün son noktası, Gümüşler Manastırı olacaktır.

KAPADOKYA’NIN PETRASI: GÜMÜŞLER MANASTIRI

Kaya kütlesinin içerisine oyularak inşa edilen Gümüşler Manastırı, Doğu Roma döneminden günümüze kadar ulaşan önemli yapılardan biri olarak gösterilmektedir.