Evlilikte Mutluluğun Anahtarları
Çocuktan sonra dikkat etmek lazım: Hamilelik sürecinde, anne adayı karnındaki bebeğiniz ve şikayetleriyle meşguldür. Bu durumda erkeğin kendini ihmal edilmiş hissetmesi ve eşinin yaşadıklarını anlayamaması sık görülür; “Kendine döndü, beni unutuyor” düşüncesi doğar ve tatmini başkalarında arayabilir. Anne ise eşinden sürekli destek beklerken, o da “Beni anlamıyor” der. Bebek doğduktan sonra da benzer problemler devam edebilir ve evlilik zorlaşabilir. Bu yüzden, doğumdan itibaren anne-baba rollerini netleştirmek, neye ne kadar müdahale edileceğine karar vermek ve ortak bir yaklaşım benimsemek büyük önem taşır.
“Günümüzde neden evlilikler yürümüyor? Evlilik öncesindeki tutkuyu ne bozar? Evlilik gerçekten aşkı öldürüyor mu?” Bu soruların yanıtlarını bilmek, birlikte mutlu bir yaşam sürmek için kapıları aralayabilir!
Bir evliliği sürdürebilmek…
Bir evliliği sürdürmenin kolay olmadığını biliyoruz. Ancak zorluğun yanı sıra, bunun aslında fazla karmaşık olmadığı da kesin. Bir tutam özen, bir tutam anlayış, bir tutam şefkat ve bolca sevgiyle birleşince, mutlu bir evlilik ortaya çıkabiliyor. Fakat bunu bilmekle uygulamak arasındaki farkı göz ardı etmemek lazım!
Neler yapabilirsiniz?
Evlilik kararını alırken acele etmeyin: Öncelikle evliliğe bakış açınız ve neden evlenmek istediğiniz oldukça önemli. Aile baskısı, bağımsız yaşam isteği gibi etkenler devreye girdiğinde, insanlar birbirlerini tam anlamadan evlenebiliyor. Ancak eğer evliliğe gerçekten ‘bir ömrü birlikte yaşamak’ niyetiyle bakılıyorsa, bu kararı alma zamanının bir önemi yok.
Değişmeye ya da değiştirmeye çalışmayın: Evlilik kurumu devreye girdiğinde, bazı gerekçelerle bireyler birbirlerini değiştirmeye çalışabilir. “Artık evlisin, eşsin, şuraya gitme, bunu yapma, şu sorumlulukların var…” gibi söylemler devreye girdiğinde, kişi kendinden ödün vermeye başlar. Kendi ruhunu kaybedince hem kendisi rahatsız olur hem de partneri onu yeterince tanıyamaz. Bu yüzden değişmeye veya değiştirmeye çalışmayın.
Bireysel özgürlükleri göz ardı etmeyin: Bireysel özgürlükleri minimum düzeyde kısıtlayacak ortamlar oluşturmak ve baskıdan kaçınmak en önemlisidir. “Biz evliyiz, her pazar annemlerimizi ziyaret etmeliyiz” gibi ya da sosyal baskılar içeren “Sen evlisin, yalnız başına orada ne işin var?” gibi kuralların mümkün olduğunca az ifade edilmesi gerekmektedir.
